- Katılım
- 16 Haz 2021
- Mesajlar
- 2,893
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 36
- Takım
- HataySpor
İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Genç İstihdam Çalıştayı"nda konuşan Kılıçdaroğlu, gençlerin siyaset kurumuna yönelik eleştirilerinin önemine dikkat çekerek, "Türkiye'nin kaderini ben ve yaşıtlarım değil, 6 milyon 300 bin genç belirleyecek" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Genç İstihdam Çalıştayı"nda konuştu.
Kılıçdaroğlu konuşmasında, gençleri ve yaşadıkları sorunları dinlemek istediğini belirterek çözüm konusunda halkın kendisine verdiği yetkiyi sorunları dinleyerek kullanması gerektiğini söyledi.
Bir anne ve baba için evladının işsiz kalmasının derin bir acı olduğunun farkında olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Bunu yaşayan yakınlarım, akrabalarım, dostlarım var. Dolayısıyla içinde bulunduğunuz tabloyu sizin kadar acı yaşamasam bile farkındayım" diye konuştu.
"GENÇLERİN SİYASET KURUMUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLERİ ÖNEMLİ"
Gördüğü en temel sorunlardan birinin, gençlerin özgürce yaşamak istemesi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Düşüncelerine başkasının müdahale etmesini istemiyorlar. Rahatlıkla sosyal medyada siyaset kurumuna eleştiriler yapmak istiyorlar. Bir siyasetçinin alkışa değil, sağlıklı ve tutarlı eleştiriye ihtiyacı vardır. Bizim göremediğimizi gençler görebilir. Gençlerin siyaset kurumuna yönelik eleştirilerinin bizim için ne kadar değerli olduğunun farkına varmalıyız" dedi.
Krizden çıkmanın yolunun 'dört ayaklı bir stratejiyi' uygulamak olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Dört ayaklı stratejiye sizlerin destek vermesi lazım. Bunun birinci ayağı demokrasi, düşünce özgürlüğü, yargı bağımsızlığıdır. Düşünceyi ifade özgürlüğü yoksa hiçbir sorunu tartışamayız. Yargı bağımsız olmalı ki birilerinin talimatıyla hakim bizleri içeri atmasın. Demokrasi olmalı ki sabahın köründe gençlerin kapılarını polis kırıp içeri girmesin. Bunlar olmadığı takdirde ülkeyi büyütemez, geliştiremezsiniz. İstihdam alanı yaratamazsınız."
“İŞİ EHLİNE VERMEK, TORPİLE SON VERMEKTİR”
Demokrasinin aynı zamanda 'devlette liyakat' olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"İşi ehline vermek, torpile son vermektir. Üniversite sınavında başarılı sonuçlar elde edip üniversiteyi bitirip, KPSS'de güzel sonuçlar elde edip, hatta Türkiye derecesine girip, mülakatta eleniyorsa bir kişi, hepimizin oturup düşünmesi lazım. Bu düzeni değiştirmemiz gerek. Çarpık bir siyasal anlayışla ülkeyi kalkındıramazsınız, büyütemezsiniz. Demokrasi aynı zamanda can ve mal güvenliği demek. Demokrasinin olmadığı ülkede, o ülkenin evlatları geleceklerini hep yurt dışında arar. Türkiye'nin üretmesi lazım. Üretirseniz dünyada saygınlığınız olur. Baskının olduğu otoriter yapıların olduğu yerlerde insanlar düşüncelerini özgürce ifade edemezler. Sansür düşünceyi kısıtlamadır."
"ÜRETMEK EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIN TEMEL NOKTASI"
Üretmenin ekonomik bağımsızlığın temel noktası olduğunu ve siyasal bağımsızlığın ekonomik bağımsızlık ile güçlendirileceğini belirten Kılıçdaroğlu, aksi halde siyasi bağımsızlığın da tehlikeye gireceği uyarısında bulundu.
Üretimin sadece bir kavram olmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, "Eğer katma değeri yüksek ürün üretemiyorsanız, dünyada söz sahibi olamazsınız. Elinizde taşıdığınız cep telefonları gibi" şeklinde konuştu.
Üniversitelerin bilimsel özerkliğine değer verdiklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Üniversitelerin yönetsel, mali özerkliğine değer veriyoruz. Bir başka önemli nokta stratejide güçlü bir sosyal devleti inşa etmek zorundasınız. Anayasa der ki 'Herkesin çalışma hakkı vardır. Devlet bu çalışma hakkı için olanakları hazırlar, sağlar' diyor. Peki işsizler ordusu nedir? Demek ki gerçek anlamda bir sosyal devlet değiliz" dedi.
“BENİM SORUMLULUĞUM SİZDEN FAZLA”
"Üniversiteyi bitiren bir gencin babasından, annesinden harçlık istemesi, arkadaşlarıyla buluşamaması, hele baba işsizse çok daha dramatik tabloları biliyoruz" diyen Kılıçdaroğlu, sözlerine şunları da ekledi:
"Benim sorumluluğum sizden fazla. Sosyal devlette eğer bir üniversite öğrencisi ailesinin geliri yetersiz ve kamudan yardım alıyorsa sigortalı bir işi olmadığı sürece ondan paranın istenmesi asla doğru değildir ve bunu kaldıracağız zaten. Evlatlarımız üniversiteye gitsinler diye çaba harcıyoruz, mali durumu iyi olmayan ailelerin evlatlarına belli bir kredi veriyoruz, çocuk okuldan mezun oluyor, iş bulamıyor, parayı faiziyle beraber istiyorsunuz. Devlet gençlere karşı tefecilik yapmaz. Böyle bir kural yok. Bunu kaldıracağım. Ancak bir işe girer, sigortalı olarak çalışır. Asgari ücret değil, asgari ücretin üstünde bir gelir elde ederse o zaman taksitle anaparayı alabilirsiniz. Asgari ücretle başlamışsa hangi parayı isteyeceksiniz? Zaten geçimini onunla sağlıyor. Bunu bütün arkadaşlarınıza anlatmanızı isterim."
Sorunların çözüm adresinin siyaset kurumu olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Bazen şu ifadeyle karşılaşıyorum: 'Ben siyasetle ilgilenmiyorum.' Hayatın her alanı siyasetle ilgilidir. Bindiğiniz otobüs siyasetle ilgilidir. Onun fiyatını siyaset kurumu belirler. Sinemaya giderseniz aldığınız biletin fiyatını siyaset kurumu belirler. Siyaseti yakından izlerseniz yanlışı ve doğruyu karar alma süreçlerinde daha sağlıklı görebilirsiniz. Ekonomik olarak, toplumsal olarak ciddi sorunlarımız var, ama sorunları aşmanın yolu yine siyaset kurumudur. Sizler bizlerden daha iyi yetiştiniz. Buradan Türkiye'yi çekip çıkarmak zorundayız. Önümüzdeki seçimlerde sandık gelecek. Siyaset kurumunu sorgulamak ve onu doğru bir raya oturtmak sizin elinizde. 6 milyon 300 bin genç, ilk kez gidecek sandıkta oy kullanacak. Yani Türkiye'nin kaderini ben ve yaşıtlarım belirlemeyecek. 6 milyon 300 bin genç belirleyecek."
“MORALİNİZİ BOZMAYIN”
Gençlere zam, krediler, hayat pahalılığı gibi dramatik tabloların anlatıldığını ve bunların 'hayatın gerçeği' olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Acımasız bir hayat var. Ama bu hayatı bahara döndürmek mümkün. Beraber çalışmak, mücadele etmek, karanlıkları aydınlığa çıkarmak mümkün. Martın sonunu bahar yapmak mümkün. Bütün bunları yapacağız" diye konuştu.