Arama sonuçlarınız

  1. SeviLay

    hudut

    hudut, -du (hudu:du), Arapça ?ud?d 1. isim Sınır: "Bir çiçek dermeden sevgi bağından / Huduttan hududa atılmışım ben" - Faruk Nafiz Çamlıbel 2. isim, mecaz Uç, son.
  2. SeviLay

    hudutlandırmak

    hudutlandırmak -i Sınırlandırmak, sınır çekmek.
  3. SeviLay

    hudutlu

    hudutlu sıfat Sınırlı.
  4. SeviLay

    hudutsuz

    hudutsuz sıfat Sınırsız: "Ben de bu hudutsuz yığında bir kum tanesiyim." - Necip Fazıl Kısakürek
  5. SeviLay

    huğ

    huğ isim, halk ağzında Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi: "İlkin başlarını sokacakları bir ker*** huğ yaptılar." - Orhan Kemal
  6. SeviLay

    hurufat

    hurufat çokluk, (huru:fa:tı), Arapça ?ur?f?t 1. isim, eskimiş Harfler. 2. isim, eskimiş Basımda, baskı işinde kullanılan metal vb. bir maddeden yapılmış harf, rakam veya başka işaret kalıpları. 3. isim, eskimiş Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü: Hurufatı zengin bir basımevi.
  7. SeviLay

    Hurufi

    Hurufi isim, özel, eskimiş, (huru:fi:), Arapça ?ur?f? Hurufiliğe mensup olan kimse.
  8. SeviLay

    huruşan

    huruşan sıfat, eskimiş, (huru:şa:n), Farsça ?ur?ş?n Coşkun.
  9. SeviLay

    husuf

    husuf isim, eskimiş, gök bilimi, (husu:fu), Arapça ?us?f Ay tutulması.
  10. SeviLay

    husul

    husul, -lü isim, (husu:lü), Arapça ?u??l Olma, oluş, oluşma, meydana gelme.
  11. SeviLay

    husumet

    husumet (husu:met), Arapça ?u??met 1. isim Hasım olma durumu. 2. isim Düşmanlık.
  12. SeviLay

    husumetkâr

    husumetkâr (husu:metkâr), Arapça ?u??met + Farsça -k?r 1. sıfat, eskimiş Düşmanlık besleyen, kin güden (kimse). 2. zarf, eskimiş Düşmanca: "Eniştesinin saflığından cesaret alarak ablasının husumetkâr davranması, evdeki mevkisini güçleştiriyordu." - Ercüment Ekrem Talu
  13. SeviLay

    husus

    husus (husu:su), Arapça ?u??? 1. isim Konu, madde: "Mallarımın idaresi hususunda kendisinden hiçbir yardım esirgemiyorlar." - Ercüment Ekrem Talu 2. isim Özellik, yön: şu hususu da gözden uzak tutmamalı.
  14. SeviLay

    hususi

    hususi (husu:si:), Arapça ?u???? 1. sıfat Özel: "Kadıköy vapurunun hususi kamarasında, boyları birer metreyi aşmayan bir müvezzi kalabalığı kaynaşıyor." - Necip Fazıl Kısakürek 2. zarf Özel olarak, özel bir biçimde: "Annemle babam dört gün içinde üç defa hususi konuştular." - Aka Gündüz
  15. SeviLay

    hususiyet

    hususiyet (husu:siyet), Arapça ?u???iyyet 1. isim Özellik: "Zaten insanın en büyük hususiyeti, içinde bulunduğu hâlden kurtulma arzusudur." - Ahmet Muhip Dranas 2. isim İleri derecede tanışıklık, ahbaplık, yakınlık.
  16. SeviLay

    hususuyla

    hususuyla zarf Özellikle.
  17. SeviLay

    husye

    husye isim, anatomi, (hu'sye), Arapça ?u?ye Er bezi, testis.
  18. SeviLay

    huş

    huş isim, bitki bilimi Gürgengillerden, kerestelik bir ağaç cinsi (Betula).
  19. SeviLay

    huşu

    huşu (huşu:), Arapça ?uş?? 1. isim, eskimiş Alçak gönüllülük. 2. isim, eskimiş, din bilgisi Tanrı'ya boyun eğme, gönlü korku ve saygı ile dolu olma: "Herkes huşu içinde idi." - Necip Fazıl Kısakürek
  20. SeviLay

    huşunet

    huşunet isim, eskimiş, (huşu:net), Arapça ?uş?net Sertlik, kabalık, kırıcılık: "Ondan sonra tekrar ziyaretlerine gittiğim zaman da sertlik ve huşunet gösterdiler." - Necip Fazıl Kısakürek
yığıntı - verigom bilgi bankası - metal işleme - Tiktok video indir - hosting
Üst